Uzakdoğu’da meşhur bir söz vardır:

Two things to remember in life: Take care of your thoughts when you are alone and take care of your words when you are with people.”

Hayatta iki şeyi hatırla: Yalnızken düşüncelerine dikkat et, insanlarla birlikteyken sözlerine.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs gündeminden dolayı hepimiz evlerimizden çıkmamaya özen gösteriyoruz. En önemli değerlerimizden olan “sağlık” konusu tehdit altında. Bu yüzden gerekli tedbirleri alıp zamanımızın neredeyse tamamını evde geçiriyoruz.

İnsan sosyal bir varlık ve hepimiz sosyal varlıklar olarak etkileşim, iletişim ve paylaşım halindeyiz ve bunu ihtiyaç olarak görüyoruz. Gündem şartlarından dolayı yalnız yaşayanların, fiziksel olarak etkileşim kuramayanların, sosyalleşemeyenlerin sayısı oldukça fazla. Bu süreç hepimiz için yeni bir deneyim.

Yeni deneyimleri hayatımıza katmak için işte fırsat! Bu zamanı iyi değerlendirip zihnin sıkılganlık tuzağına düşmeyenler süreci mental, ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı geçirip, süreç sonrasında daha kolay organize olabilirler.

Bu zamanlar altın değerinde zamanlar.

Zihin negatife yatkın oluşu sebebiyle (evrimsel süreçten taşınan bir özellik) kendiyle kalmak istemez; kendinden kaçar, kendiyle yüzleşemez. Adeta şeker tutturan bir çocuk gibi sürekli mızmızlanır, hareket etmek ister, sıkılır, yerinde duramaz, ordan oraya koşturur, istediği olmayınca duyguları incinir, öfkelenir.. Bu yüzden evde geçirdiğimiz bu süreç kendimizle tanışmamız ve zihnimizi tanımamız için bir fırsat.

Size bir sır vereyim; zihnin işi düşünmektir, bunu durdurmanız kalp atışınızı, nefes almanızı durdurma çabasına benzer.

Zihnin işi düşünmektir fakat her istediğini düşünmek değildir.

Özellikle değerlerimiz, hayati konularımız tehdit altındaysa zihin hepten çıldırır. Bir hayvan gibi oradan oraya koşturur, bilinçli düşünemez, konuşamaz, sağlıklı kararlar alamaz; aslında NE YAPTIĞININ FARKINDA DEĞİLDİR. Hepsi otomatik gerçekleşir.

Bunlar hep Amigdala’nın yüzünden:)

Bu yüzden bilinçli zihni eğiten şey dikkat ve farkındalıktır. Bu da beynimizin ön lobunda yer alan Frontal Korteks’i eğitmekle, geliştirmekle mümkündür. Bunun gelişmesini sağlayan araçlar; dikkat, şefkat, alışkanlıklar bütünü yani Mindfulness’tır.

Bu süreçte hayatımızla ilgili endişe duymamız normal ancak korku ve kaygı gütmemiz tehlikeli bir durum. Endişe yönetilebilir sınırdadır fakat korku ve kaygı bilinçli zihni devre dışı bırakır. Bu durum acil müdahale (farkındalık ve aksiyon) gerektirir.

Bu yüzden sıkılganlığa yatkın zihni her an uyanık tutmak gerekiyor. Mental kaos ruhsal dengesizliğe ve devamında biyolojik rahatsızlıklara yol açabilir. Zihin-duygu-beden üçlemesi birbirini süreki besleyen kavramlardır. Lezzetli bir 3’ü 1 arada karışımı gibi:) Tabiki doğru yönetildiğinde size keyif verir.

Kendinize şu soruyu sorun: Düşüncelerim mutluluğuma hizmet ediyor mu?

Sağlığınıza ve mutluluğunuza hizmet etmeyen hiçbir ürün ve hizmeti satın almazsınız; para ödemezsiniz, bedava verilse bile istemezsiniz çünkü mutlu olmak istersiniz, mutsuz değil. Öyleyse zihninizin neden 7/24 mutsuz eden düşünceler üretmesine izin veriyorsunuz; neden kendinizi buna maruz bırakıyorsunuz?

Biyolojik olarak hasta olduğumuzda yeniden sağlıklı olmak için tedavi olmak, iyileşmek isteriz. Zihnimiz hastalıklı düşünceler üretirken neden müdahale etmeyiz? Bununla yaşamak insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlık olsa gerek. Kendinin kölesi olmak; hem de yüzde yüz yönetime sahip olduğumuz tek yer zihnin iken..

Yönetebildiğiniz yere odaklanın, zihninize. Düşünceler duygular yaratır. Zihninizi yönetebilmek duygularınızı yönetebilmeyi geliştirir, ikisinin aşkı bedeni besler:)

Düşüncelerinizi yönetebilmek problem çözme becerinizi de geliştirir. Bu yaklaşım iş hayatınızdan özel hayatınıza tüm iletişim ve ilişkilerinizi iyileştirmeye başlar. Bu düşünce yapısına sahip bir insan olarak insanlar size hayranlık duyar, yanınızda olmak isterler, mental ve duygusal yönetim becerilerinizden istifade etmek isterler.

Göze/kulağa hoş geliyor değil mi?

İpleri elinize almanın zamanı geldi! En büyük antreman alanınız kendinizdir. Kendinizi doğru yönetemiyorken başkalarının nasıl olması gerektiği, nasıl davranması-konuşması gerektiği hakkında “doğrular” biçiyor olmak faydasız ve yersiz bir durum.

Kendini yöneten, dünyasını yönetir.

“Yalnızken düşüncelerinize dikkat edin ve insanlarla birlikteyken sözlerinize.”

Düşüncelerini yönetebilen sözlerinin mimarı olur, sözler de insanlarla olan iletişiminizi ve ilişkilerinizi şekillendirir.

Gördüğünüz gibi 2+2=4 bu kadar basit:)

Pratik hayat kurtarır ve şu anda sahip olduğunuz tek ve biricik şey -hayatta olduğunuz sürece- pratik yapmak, zihninizi eğitmek ve kendi hayatınızın ustası olmaktır!

Evde olduğumuz süreçte hem yalnız yaşayanlar hem de ailesi, arkadaşları ile yaşayanlar için nasıl pratik yapabileceğinizi Youtube videomdan izleyebilirsiniz.

Sağlığımız ve neşemiz daim olsun.