Asırlardan beri canlılar arasında birbirine aktarılan ve aktarıldıkça gelişen bir gelenek var. Bu gelenek ırk, kültür, inanış, insan ve hayvan ayrımı yapmaksızın tüm canlıların uyguladığı bir eylem. Bazen farkında olmadan yapılan, bazen çalınan, bazen de canı gönülden isteyerek yapılan bir paylaşım.

Sence nedir bu:)

Cevabı ilerleyen satırlarda bulacaksın, biz şimdi cevapla ilgili seninle güzel bir sohbet edelim:)

Muhakkak ki bu yaşına kadar birilerinden yemek tarifi almış, yemek yapmış, tarifler üzerine konuşmuş veya yemek videoları izlemişsindir (veya bunlardan en az birini yaptığını varsayıyorum:). Fransız mutfağı, İtalyan mutfağı, Uzakdoğu mutfağı ve Türk mutfağı -tabikide bence dünyanın en iyi mutfağı- gibi kültürlerin içinde milyonlarca tarif, malzeme, çeşitlilik var değil mi? Farklı coğrafi bölgelerin kültürüyle, ürünüyle, fikriyle, usulüyle harmanlanan bir cümbüş adeta. Asırlar boyu insanların birbirine aktardığı tarifler, taktikler, püf noktalar.. İnsan varlığını devam ettirdiği sürece de bu böyle sürüp gidecek.

Hayvanlar ve bitki aleminde de durum aynı. Hayvanların yaşayışlarını ve doğa oluşumlarını konu alan çok fazla belgesel izliyorum. Öyle uyumlu ve akıllılar ki düzen ve disiplinlerinden feyz alınacak çok şey var. Tabiki onlar yemek yapmıyor 🙂 ama bulundukları iklime, coğrafyaya uyum sağlayarak yaşayışlarını şekillendirip varlıklarını devam ettiriyorlar. Bunu yaparken de atalarından öğrendiklerini birbirlerine aktarıp, şartlara göre de değiştirip yaşatıyorlar.

Bir belgeselde izledim; aslan, avını nemden-sıcaktan çürümesin ve diğer canlılar çalmasın diye suyun altında (daha serin) saklıyordu. Belgeseli çeken kişiler de yayında, bunu ilk kez gördüklerini ifade ettiler. Aslancık resmen asırlardan beri aktarılan yemek alışkanlığına ar-ge yapmış oldu:) Teknoloji bu kadar gelişmeden önce insanların kullandığı kiler, kuyu gibi araçlar da bunun aynısı aslında (hala da bazı bölgelerde kullanılıyor).

“Yemek tarifi” basit ve herkesin hayatında olan bir bilgi paylaşımı konusu. Her canlı türü varlığını devam ettirmeye programlı olarak dünyaya geliyor; bu genlerimizde olan bir kimya. Bu noktada bilgi, asılardan beri paylaşılan en genel ve önemli kaynak. Paylaşılmayan bilginin değerinin de gelişiminin de ilerlemesi pek mümkün değil (Evet, Coca-Cola iksirinin bilgisini paylaşmıyor ve bu ürününü değerli kılıyor ama bu yazının ana fikri paylaşılan bilginin “başkasına katkı sağlayacağından” değerli olmasıdır).

Paylaşım yapmanın en önemli etik kuralı -kendi fikrimiz değilse- kaynak belirtmek. Buna rağmen başkalarının fikirlerini kendi fikriymiş gibi yazan, konuşan, pazarlayan çok sayıda insan var. Geçenlerde LinkedIn platformunda bir şirket “CEO” sunun yazısına denk geldim. Simon Sinek’in meşhur TED videosundaki konuşmasını üşenmeden ve harfiyen yazıya geçirmiş. Yazının sonuna doğru CEO ya teşekkür mesajı atmayı düşünürken bir de ne göreyim; tüm bunlar kendi fikri, kendi cümleleriymiş gibi altına kendi adını yazmış! Simon’ın bu videosunu ezbere bildiğimden bu hırsızlığa kayıtsız kalamadım ve LinkedIn e durumu bildirdim; umarım gereğini yaparlar.

Asırlardır birbirimize bilgi aktarıyoruz. Hepimiz birbirimizden ilham alıyoruz, almalıyız. Hepimiz farklıyız ve bu cümbüş paylaşarak, birbirimizden ilham alarak güzelleşiyor zaten. Fakat sen başkasının emeğini, eserini, fikrini kendi fikrinmiş gibi alıp bir de kendi cümlelerinmiş gibi yazıp, konuşup bir yere varmayı bekliyorsan.. Hayallerine, hedeflerine hırsızlık yaparak ulaşabileceğini sanıyorsan.. Hele ki bilginin bu kadar kolay ulaşılabilir olduğu bir çağda yaşıyorken gerçeğin ortaya çıkabileceğini tahmin edememe gafletinde bulunuyorsan..

Muhteşem bir ürünün veya fikrin olsa bile bunu paylaşmaz, geliştirmez, hayata geçirmezsen bir değeri yoktur. Özellikle eğitim sektöründe çok fazla “unvancı” ve “eğitim pazarlamacısı” olduğu için orijinal ve doğru fikirleri filtrelemek ve bunlardan ilham alıp bilgiye katkı sağlamak veya kaynak belirterek bilgiyi paylaşmak çok çok çok kritik.

Farklılıklarımızın ne kadar büyük bir cevher olduğunun farkında olmalıyız. Başkasının fikrini çalmak veya aynısı gibi olmak bize de insanlığa da bilginin devamlılığına da bir şey katmaz. Hani şu “Tek rakibin kendin ol” sözleri var ya her ne kadar içi boşaltılmış cümleler olsa da anlamı çok doğru.

Yazının başında sorduğum sorunun cevabını buldun mu?

Öyleyse tarifini veriyorum:)

Malzemeler: Bol bol “ilham”, alabildiği kadar“kendi fikrin, kendi cümlelerin”, süslemek için “farklılıkların” (sadece sana özel), bir tutam“alıntı” (kaynak belirtmek)

Uyarılar: Uzak dur; çalmak, cimrilik, bencillik

Yapılış: Malzemeleri karıştır; ÜRET, GELİŞTİR, PAYLAŞ!

Herkese afiyet, şifa olsun:)